Biten Projeler kategorisindeki tüm içeriği görüntülüyorsunuz

Kaybolan Meslekler: Süpürgecilik

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

Kaybolan Meslekler: Süpürgecilik

Meslekler hiç kaybolur mu? Evet, el emeğinin pahalılaşması, iş gücünün makinelere daha kolay ve daha ucuz olması, teknolojinin gelişmesi… Bütün bunlar aslında çoğu mesleğin sonu demektir. Bir meslek eğer bütün bunlara yenik düşerse, o meslek artık sadece hatırlarda “bir zamanlar vardı” sıfatı ile yer tutar… Süpürgecilikte onlardan biri. Hala direnen bir meslek olan süpürgeciliğin artık sadece ilk adımı yani ayıklama işlemi insan gücüne dayanmakta. Günümüzde az da olsa, zamanında bu babadan oğula geçen zanaatı yapan kişilere rastlanabilmekte.

Eskiden sokak aralarında duyduğumuz süpürme sesleri artık yok denecek kadar az… Ninelerimizin ellerine alıp yerleri ağır ağır sürte sürte temziledikleri süpürgeler artık yerini ya evlerde elektriklilere ya da dışarıda plastik olanlarına bıraktı. Geriye kalanlar ise ya fabrikalarda işlenip satışa sunuldu ya da şu sıralar pazarlarda, kapalı çarşılarda süs eşyası olarak buz dolapları, duvarlar üzerinde yerlerini aldı.

Süpürgenin Kültürümüzdeki ve Dilimizdeki Yeri:  “Silip süpürmek” deyiminin yanında günlük hayatta sıkça kullandığımız birçok deyim ve kelimenin kökeni olan süpürge, Anadolu toplumunda yeri süpürmenin yanında bazı batıl inanışlara da konu olmuştur. Örneğin: Bir inanca göre iki eski süpürgeyi yan yana koyan kadının kocası tekrar evlenir. Bir evde iki süpürge olmaz, olursa evin erkeğinin tekrar evleneceğine işarettir bu. Aynalı Süpürge is evlenecek her genç kızın çeyizinde bulunmak zorundadır, süpürge gelin adayı tarafından bizzat hazırlanır. Bu aynalı süpürgenin süpürge kısmı kızın çalışkanlığı, temizliği ve saflığını ve ayna ise güzelliğini simgelemektedir. Ayna evliliğe bir ışık değerindedir ve aynalı süpürge bir ömür boyu saklanır… 

Geçmişten Günümüze Süpürge:  Süpürge tohumları Arjantin’den Yugoslavya’ya getirilmiş ve daha sonra da ülkemizde tarımı yapılmış.Rivayete göre tarımı yapılan bu mesleğin ustaları Yahudi asıllı vatandaşlarımız olan süpürge ustaları imiş.

Geçmişte “süpürgeciler hanı” denen hanlarda küçük dükkânlarda süpürgeler üretilirmiş. Şimdilerde ise yok olmakla karşı karşıya Trakya’da sayılı köyde günlük, haftalık ya da aylık işçler tarafından süpürge tarlalarından toplanan süpürge bitkisi -süpürge otu- ile yukarıdaki gibi geniş alanlarda işlenip yapılmakta. Hoş Edirne’de de Türkiye’de belli bölgelerde olduğu gibi çoğu evde hala süpürge geleneği devam etmekte. Hatta Edirne’de gezdiğim hemen hemen her köyde her evin ev önünde bir tane görüdüm diyebilirim.

Alan içerisine adımlarken saygıdeğer Ali Hocamla, ileriden bir işçi yanımıza gelip meraklı bakışlarla bizi karşıladı. Ufak bir sohbetten sonra süpürge nasıl yapılır sorularımıza cevaplarımızı almaya başladık. Çalışanların hepsi bir  aile. Bu mesleğe bir nevi aile mesleği de denebilir.

Süpürgelere önce bir anne eli değiyor. Ailecek çalışan bu süpürgeciler kendilerine yaptıkları ufak tente tarzı yerlerde önce süpürgenin tellerini saplarından ayıklıyor. Bıcak ve süpürgenin kuru sapları ellere çok zarar verdiğinden kalınca bir eldivenle yapılıyor bu iş. Teyzemiz diğer genç kızlar gibi utangaç olmadığından bize bol bol poz verdi. Bizde hayır demedik…

Ardından insan gücü ile çalışan bir tür tohum ayırıcıya gidiyor süpürge telleri. Yandaki kolu çevirerek dönen bu makine ile süpüge tellerinin başında bulunan tohumları yere döküyor. Dökülen tohumlar bir sonraki seneye yeni ürün için iyice kurutulup saklanıyor.

Tohumları ayıklanan süpürgeler aralarından kötü olanları ayıklanarak hazırlanıp bir kenarda satılmak üzere balyalanıyor. Bu mesleğin bir de borsası var. Yok olmakta desekte balyalar borsa da satışa çıkarılıyor. Yaptığım ufak bir araştırma sonucu Türkiye sadece Edirnede bulunan “Edirne Süpürgeciler Borsa”sını buluyorum. Bilir kişilerden aldığım bilgilere göre ise bu uygulama Türkiye’de başka hiçbir yerde yok. Borsa içinde hem ustalar hemde esnaflar var. Malum, meslekte çalışan kişi az olunca hem borsacı hem usta oluyorsun yani bu işte aracı yok. Edirne’de 10-15 ustanın kaldığını da belirtmeliyim…

Bu çalışan ailenin sıkılan üyeleri ise balya başında oyun oynuyorlar. Ben çalışanların fotograflarını çekerken çocuklardan biri “Bizide çeker mi?” diye mırıldanıyordu. Evet çektim.. Gördüğünüz gibi balyalar hazır sıra satışta.

Malesef Borsaya gitme gibi bir imkanım yoktu fakat onu da bir sonraki seneye, hasat zamanına bıraktım…

Benim bu güzel mesleği  öğrenmeme vesile olan Ali ÇİTAK hocama çok teşekkür ederim. Selamlarımla

Sertaç TURHAN

Ahilik Haftası Kutlamaları -2012 Trabzon

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

ESKİ BİR SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜMÜZ; AHİLİK

Bilindiği gibi Türklerin tarih sahnesine çıkışı neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Türkler M.Ö. 4000 yıllarında Hun Devleti ile başlayan tarihsel süreçte Göktürk Devleti, Uygur Hanlığı, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devletlerini kurarak günümüze kadar ulaşmışlardır. Türk Devletlerinin yanı sıra dünyada pek çok devletler kurulmuş, kültürler yaşamış, bunlardan birçoğu yıkılmış ve kaybolmuşlardır. Türklerin bu kadar bilinen 6000 yıldır tarih sahnesinde oluşunun önemli sebebi kültür değerlerine verdiği önemden kaynaklanır. Tarih sürecinde söz konusu değerler ahilik kültürüne dönüşerek yenilenmiştir.

Ahiliğin Kelime Anlamı:

Dil bilimciler arasında “Ahi” sözcüğünün kökeni konusunda görüş ayrılığı vardır. Şöyle ki ; Fransız Türkolog J.Deny ve Fuat Köprülü Türkçe de “eli açık, cömert, yiğit “ anlamlarına gelen “akı” kelimesinin “ahi” şeklini aldığını ileri sürmüşlerdir. İlk Türkçe lügat olan Divan-ı Lügati’t-Türk’de “ahi” kelimesinin eli açık,cömert anlamına Gelen “akı” kelimesinden türediği kaydedilmiştir.

“Akı “kelimesindeki “ k” harfinin “h” olarak telaffuz edilmesi ile ahi sözcüğü türemiştir. Bu teze karşı çıkanlar ise “ahi” kelimesinin Arapça “ kardeşim” anlamına geldiği ve kökeninin Arapça olduğu iddiasındadırlar. Her üç görüşe göre de olsa “Cömert, yiğit, eli açık,kardeş” anlamlarında kullanabiliriz.

AHİ TEŞKİLATININ KURULUŞU

Ahi Teşkilatının kurucusu Ahi Evran’dır. Ahi Evran’ın Azerbaycan’ın Hoy kasabasında doğduğunu asıl adının Nasirud-din Ebül-hakayık Mahmut El Hoy’u olduğunu öğreniyoruz. Ahi Evran ilk eğitimini doğduğu yer olan Hoy’da aldıktan sonra Horasan’a giderek ünlü alim Fahruddini Razi’nin derslerini takip etmiş, Kur’an-ı Kerim tefsirlerini öğrenmiştir. Gençlik yıllarında Ahmet Yesevi’den ilk tasavvuf eğitimini alır , sonra alimlerinin buluşma yeri olan Bağdat’a gider. Orada Fütüvvet teşkilatına girer. Fütüvvet teşkilatının ileri gelenleri ile tanışır onlardan istifade eder. Ahi Evran çok yönlü bir ilim ve fikir adamıdır. Hem müspet ilimleri hem de manevi ilimleri okumuş , aynı zamanda ahlak ve sanatı uyumlu bir halde birleştirmiştir. 1205 yılında Kayseri’ye gelen Ahi Evran burada bir deri atölyesi kurar. Kayseri’de devletin desteği ile debbağları ve diğer sanatkarları da içine alan bugünkü anlamda büyük bir sanayi sitesi kurulmasına öncü olur. Burada o zamanın sosyal yaşantısından da söz etmek gerekir.

Anadolu ya gelen Türklerin büyük çoğunluğu göçebeydi. Bunlarda şehirde yaşayanları hor görürler onları tembel anlamına gelen “Yatuk” derlerdi. İslami hayat tarzına uyum sağlamak amacıyla hazırlanan Selçuklu İskan politikasına uygun olarak köylere, kasabalara, şehirlere yerleştirilen Türkler yerleşik bir hayatla tanıştırıldılar. Bilindiği gibi Anadolu’nun adı halk arasında Rumeli olarak bilinmektedir. Burada yerleşik halk Bizanslılar vasıtasıyla teşkilatlanmış durumdadırlar. Asya’dan gelen sanatkar ve tüccar Türklerin yerli tüccar ve sanatkarlar karşısında tutunabilmeleri, onlarla yaşayabilmeleri ancak aralarında bir teşkilat kurarak dayanışma sağlamaları, bu yolla iyi sağlam ve standart mal yapıp satmaları ile mümkün olabilirdi. İşte bu şartların tabii bir sonucu olarak Ahi birlikleri ortaya çıkmıştır.

AHİLİK NASİHATI ( Ustanın Çırağına Nasihati )

• Harama bakma.
• Haram yeme.
• Haram içme.
• Doğru , sabırlı , dayanıklı ol.
• Yalan söyleme.
• Büyüklerden önce söze başlama.
• Kimseyi kandırma.
• Kanaatkar ol.
• Dünya malına tamah etme.
• Yanlış ölçme , eksik tartma.
• Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini , hiddetli iken yumuşak davranmasını bil.
• Kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.

FOTOĞRAFLAR: Şenol ERDENER

 

 

EYOF 2011 Trabzon -“Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları”

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)


EYOF 2011 Trabzon -“Avrupa Gençlik Olimpik… FotoTIM

FotoTim E-Dergi Sayı:1

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 5.0/5 (5 votes cast)

2011 EYOF’dan

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 4.5/5 (2 votes cast)

Eyof 2011 Hamsi

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 2.5/5 (2 votes cast)
EYOF Hamsi / Gürsel SAĞLAM

EYOF Hamsi / Gürsel SAĞLAM

Başa Dön